Eğlengeç Forum Ana Sayfa
KayıtAramaSSSÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş
Eğlengeç
**Yeni İletiler **Duyurular **Eğlengeç Cafe

**Kayıt **Karikatür7 **Giriş

Diğer devletlerin ders kitaplarında "Türkiye"
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki
 
Başlığa cevap gönder    Eğlengeç Forum Ana Sayfa » Kütüphane Önceki başlık
Sonraki başlık
Diğer devletlerin ders kitaplarında "Türkiye"
Yazar Mesaj
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
MACARİSTAN

Macaristan Kültür Bakanlığı İnternet Sitesinde;

1456 Yılında Osmanlı Ordularının Macaristan istikametine yönelmesi üzerine Papa III ncü CALİXTUS Hıristiyan dünyasını Haçlı seferine davet etti ve Hıristiyanlardan savaşın kazanılması için kiliseye giderek dua etmeleri ve kiliselerde günde üç kez çan çalınmasını emretti. Bu duyuru beklenilenden daha etkili oldu.
22 Temmuz 1456’da Macar Komutanı Janos HUNYADİ komutasındaki
birlikler Belgrad’da Osmanlı Ordusuna ağır kayıplar verdirdiler. Bir çok kişi yapılan duaların bu başarının kazanılmasında etkili olduğunu düşündü.
Papa bu zaferi 06 Ağustos’ta öğrendi ve Hıristiyan Dünyasında zafer günü
olarak kutlanmasını buyurdu. Papa VI’ncı ALEXANDER 09 Ağustos 1500’de bütün Hıristiyan dünyasında kiliselerde öğle vakti çanların çalmasını buyurdu.
Bu nedenle her gün saat 1200’de kiliselerde çalan çanların anlamı Türklerin
1456’da Belgrad’da yenilgiye uğratılmasını kutlamaktır.



İlköğretim Tarih Kitabında;

Kitabın Ermeni ve Kürt sorunu bölümlerinde ATATÜRK’ün görüşlerine de yer vererek tamamen İngiliz görüşü yansıtılmaktadır. Kitapta Türkler aleyhinde ağır eleştiriler bulunmaktadır.
Sözde Ermeni Soykırımını Ermeni trajedisi olarak ifade eden yazar kitabında
ATATÜRK’ün Ermenilerin güneye göç ettirilmesi esnasında katliama uğradığı ve sorumluların cezalandırılmasını talep eden görüşlerine yer vermektedir.
Tehcir kanunu nedeniyle Ermenilerin yalnız doğu Anadolu’da değil Trakya’da
dahil olmak üzere bütün bölgelerden göç ettirildiği ve göç esnasında Kürt aşiretler tarafından katliama tabii tutulduğu ifade edilmektedir. Binlerce Ermeni’nin de Alman subaylar ve Alman Protestan din adamları tarafından kurtarıldığı ifade edilmektedir.
Yazar ayrıca AB Parlamentosunun 1987 tarihli kararına gönderme yaparak
1948 tarihli BM Anlaşması gereğince 1915-1917 tarihlerinde meydana gelen olayları soykırım olarak kabul etmesi gerektiğini belirtmektedir.
Kürt İsyanı bölümünde ise 1925 ve 1937 isyanlarının bastırılmasında uygulanan yöntem ve taktikler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti ve TSK eleştirilmektedir. Olayları İngiltere’nin Trabzon Konsolos yardımcısının görüşlerinden alıntılar yaparak tek taraflı olarak anlatmakta ve sözde Ermeni soykırımı ile benzerlikler kurmaktadır.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:18 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
ARNAVUTLUK

İlköğretim Tarih Kitaplarında;


Yabancı işgalcinin (Osmanlı İmparatorluğu) nefret uyandıran bayrağı ne kadar daha Kruya'nın surlarında dalgalanacak?
Türkler Arnavutluk'u ele geçirip ateşe verdi. 500 sene boyunca el ve ayaklarımıza kelepçe vuruldu.
Köleliğin elbisesini çıkart ve cesaretin silahlarını giy.
"Arkadaşlar Türk itine vurun!" dedi ve düşman saflarına daldı.
Osmanlıları ölüm bitirsin! Yeteri kadar ezdiler bizi.
Türkler senin nerede olduğunu öğrendiği zaman seni köle yapar annenin ırzına geçer.
Arberia bölgesini işgal ettikten sonra Osmanlılar çaldılar yaktılar ve ne buldularsa her şeyi mahvettiler.
İtalya'da ve diğer ülkelerde hümanizm kültürü yerleştirildiği zaman Arnavut vatanına Osmanlı işgali yerleşti. Osmanlı ordusu şehirlerle beraber kültürü de bozdu.
Osmanlı işgali boyunca Arnavut kültürü mahvoldu.
17 nci yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu bütün Arnavut topraklarını işgal etti. Osmanlılar politik ve ekonomik baskıyı arttırmak için bir çok bölgeyi parçalayarak yeni bir düzen kurdu.
Osmanlı işgalinden Arnavut şehirleri savaş boyunca çok ağır etkilendi. İnsanların öldürülmesi ve ekonominin mahvedilmesi dışında toplumun bir parçası yurt dışına göç etmiştir.
Osmanlı işgali uzun sürdüğü için eğitimi de çok etkiledi. Halkın çoğu okuma-yazma bilmiyordu. 19 ncu yüzyılda Saray Arnavut dilinin öğretimine ve okullarının açılmasına izin vermiyordu.
Arnavut eğitimi ve kültürünün gelişimini engellemek için Türkler bir çok şey kullandılar. Bunlardan birisi: Arnavutça dilinin Türk ve Arap alfabeleriyle yazılması propagandasıydı. Bu tür şeyleri Osmanlılar Arnavutça dilinin gelişimini engellemek için ve Müslümanlar ile Hıristiyanlar arası çatışmaların oluşması için yapıyorlardı.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:19 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder

BOSNA – HERSEK


İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Düzenli Türk Birlikleri geldiğinde isyancıların cesur savunma mücadelelerine rağmen ayaklanma kanlı şekilde bastırılmıştır. Türk Ordusu birçok Sırp Köyünü soymuş ve yakmıştır.
Türkler itaatkar Hristiyan nüfustan çıkan ve Yeniçeri olarak adlandırılan paralı piyadelerden oluşan yeni bir asker sınıfını ordu sistemine sokmuştur. İşgalciler haracı/vergiyi Hristiyanların kanına empoze etmişlerdir. Zaman zaman çocuklarını almışlar onları götürüp asker adayı olarak okutmuşlar ve Türk Ordusunun elit birliği olan Yeniçeri sınıfı için hazırlamışlardır. Hristiyan ailelerin çocukları asker adayı olarak okutulmalarının yanı sıra Osmanlı ruhuyla eğitilmişlerdir. Onların profesyonel asker olarak evlenme hakları yoktu.
Osmanlılar itaatkar halkları barbarca ezmiş; çok sayıda harç ve vergi ödemek zorunda tutmuştur.
Osmanlılarda yolsuzluk şiddet soygunlar ve asalaklık idarenin temel unsurlarıydı. Bu durum çoğunlukla hayatta kalma mücadelesi veren iteatkar nüfusun ekonomik sosyal ve kültürel gelişimini imkansız hale getirmiştir.
Ortadokslar dini vecibelerini yerine getirmekte büyük zorluklarla karşılaşmıştır.
Türkler tembel oldukları için esir ticareti yapıyorlardı. Esir Hristiyanlara katı tutum sergilendiği için ve bazıları esaretten çabuk kurtulacaklarını düşündükleri için Türkleşmişlerdir.
Türk Akıncıları hiçbir direnişle karşılaşmadan Slovenya ve Hırvatistan topraklarını yağmaladılar.
Split rahibi Roma’da: “Türkler annelerin elinden bebeklerini alıyorlar kadınlara kocalarının önünde tecavüz ediyorlar genç kızları ailelerinden koparıyorlar; yaşlıları çocuklarının önünde öldürüyorlar. Bunları kendi gözlerimle gördüm.”
Farklı kaynaklara göre Türkler 200 şehri işgal ettiler; 100 bin insanı köle 30 bin genci de yeniçeri yaptılar.
1524’te Türkler Konjic’teki tüm Fransiskan keşişlerini öldürdüler cesetlerini Neretva Nehri’ne attılar ve manastırları binaları çevrelerindeki kiliseleri tahrip ettiler


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:19 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
BULGARİSTAN

İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Yeniçerilerin Bulgaristan topraklarında büyük kötülük yaptıkları gaddar askerler olarak hatırlandıkları
Sultanın kan vergisi adı altında yeniçeri toplama usulünün gaddarca olduğu
Birkaç yıllık sürelerle kuşatılan topraklarda sultanın adamlarının çok çocuklu Hristiyan ailelerden birer çocuk aldıklarını
Korkutulan bu çocukları muhafızlar vasıtasıyla uzun süren yaya yolculuklar ile İstanbul’a götürerek Türkleştirdiklerini
Bu çocuklara sultanın kölesi gibi davrandıklarını toplu olarak yaşadıkları yerden çıkmalarına izin vermediklerini
Ordunun yeni sefer ilan ettiğinde ve sefer yerine giderken geçtikleri bölgelerde hırsızlık ve akla sığmayacak her türlü deliliği yaptıklarını anlatmaktadır.
Osmanlıdaki kölelikten bahsederken; Türklerin aydınlatılabileceğini ancak bunun boş bir çaba olacağını Türklerin cehaletle beslendiklerini fanatikliğin ufuklarını daralttığı ifade edilmektedir.
1350 yılında Osmanlıların Bulgar topraklarına girdiğinde toplu katliamlar yaptıkları dini binaları yaktıkları kadın ve çocukları esir alıp sattıkları anlatılmaktadır.
Sultan Beyazıt döneminde Türk Bölge İdarecisinin ileri gelen Hristiyan din adamlarını müşterek konuları görüşmek üzere çağırarak genç-yaşlı demeden kilisenin ortasında boğazlarını kestiği 110 ileri gelen Hıristiyanın öldürüldüğü anlatılmaktadır.
Hristiyanların çoğunun korkudan bazılarının güzel vaadlere kanarak bir kısmının da maddi çıkar sağlamak için İslamiyeti kabul ettikleri;
Seçkin sınıflardan bazılarının orduda çalışmaya başlayarak (Hristiyan sipahiler) hemen olmasa da zamanla İslamlaşıp Türkleştiklerini böylelikle: Balkanlarda birçok aristokrat ailenin yok olduğu bunun en çok Vidin Niğbolu Sofya ve Köstendil Sancaklarında gerçekleştiği belirtilmektedir.
Diktatör tarzda reformcu tarifinin en çok Mustafa Kemal ATATÜRK’e yakıştığı ATATÜRK’ün Osmanlı İmparatorluğunun kalıntılarından yeni Türkiye’yi kurduğu yaratıcı milliyetçilik fikrine dayanarak cumhuriyeti ilan ettiği
ATATÜRK’ün ölümüyle birlikte cumhurbaşkanlığına ve Cumhuriyet Halk Partisi Başkanlığına İsmet İNÖNÜ’nün seçildiği bundan sonra reformların ve demokratikleşmenin durduğu ifade edilmektedir.
Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye’nin 1913 ve 1918 yıllarında kaybettiği savaşlarda Avrupa’da 23 bin km2’lik toprak kaybı ile Doğu Trakya ve İzmir’i geri verdiğinden (ancak Haziran 1913’te Türk Ordusunun Doğu Trakya’yı istila ettiği ve burada yaklaşık 100 bin Bulgarı kestikleri ve 400 bin Bulgarı topraklarından sürgün ettiğinden) bahsedilmektedir.
Devlete adil vergi hakkına sadece Müslüman olanların sahip olduğuna diğerlerinin haklarının sadece belirlenen ek vergileri ödedikleri taktirde korunduğu
Müslümanların; kendilerinin Hıristiyanlara göre daha üst bir sınıf olduklarına Hristiyanların kendilerine daha iyi hayat şartları sunmak için varolduğuna inandıkları belirtilmektedir.
Bağımsızlık savaşındaki yenilgiden sonra Türk çiftçilerinin Bulgar köylüleri üzerindeki baskılarının arttığına vergilerin rüşvet sistemi şeklinde toplanmasına devam edildiğine
Bulgar halkının hiçbir politik ve sosyal haklarının olmadığına yerel Bulgar aydınlarının takip edildiğine baskı ve belalarla baş başa olduklarına değinilmektedir.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:19 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
KOSOVA

İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Kosova Savaşı’ndan sonra Osmanlılar Arnavut topraklarını işgal ettiler. Evleri yakıp hayvanları ve diğer değer eşyaları yağmaladılar. Onlar Arnavut prensliklerini ellerinde tutmak için çocuklarını rehin aldılar. Bunların arasında Cerc Kastriot’da (İskender Bey) bulunuyordu. Osmanlı Türkleri 9 yaşındaki Cerc Kastriot'i rehin aldılar.
60 yıl içinde Osmanlılar tüm Arnavut topraklarını işgal ettiler. Savaşın sonunda halk öldürüldü ve katledildi; Durs İşkodra Berat Kruva ve Lej gibi büyük kentler köylere döndü. Osmanlı askeri kale kilise köprü ve diğer kültürel eserleri yıktılar. Bunlarla beraber çok sayıda değerli evrak da yok edildi.
Osmanlı işgalinden önce Arnavutlar Hıristiyandı. Arnavutluk’un kuzeyinde Katolik mezhebi güneyinde ise Ortodoks mezhebi yaygın idi.
Osmanlı işgalinden sonra İslam dini yayıldı. Bu dini Osmanlı işgalcileri zorla yaydılar İslam dinini kabul etmeyen Arnavutlar büyük vergiler ödemeye zorlandı. 200 yıl içinde İslam dinini nüfusun yarısı kabul etti. Arnavutlar üç farklı dine sahip olmalarına rağmen her zaman birlik içindeydiler. Onların en büyük düşmanı Osmanlı işgalcilerdi.
Arnavutlar her zaman bilim ve eğitimden yana olmalarına rağmen Osmanlı yönetimi Arnavut dilinde eğitimin gelişmesini engelliyordu. Tüm baskılara rağmen Arnavutça eğitim veren okullar açıldı ve Arnavutça eserler yazıldı.
“Yeniden Doğanlar” Arnavut dilinde eğitim yapan okullar açılmasına büyük önem verdi. Osmanlı işgalcileri eğitimin Arnavutça ile yapılmasına izin vermedi. Arnavut vatanseverleri büyük çabalardan sonra Osmanlı Hükümetinden Arnavutça eğitim veren okulların açılması iznini almayı başardılar.
Arnavutça eğitim veren okulların açılması halkı memnun etti. Arnavutça eğitim Arnavutluğun düşmanlarını korkuttu. Sultan Arnavut okullarının kapatılmasını emretti. Askerler ve hainler eylemlere başladı. Okul müdürü ve öğretmenleri zehirlediler. Bazı öğretmenleri tutukladılar. Arnavut alfabesine sahip olanları ise ağır cezalara çarptırdılar.
Arbria'nın işgali esnasında; Osmanlı askerleri önlerine gelen her şeyi yağmalayıp yakıp yok ettiler işgal edilen yerlerde Arnavut toprakları sultan tarafından Osmanlı derebeylerine ve onlara hizmet için hazır olan yerlilere verildi. Bunlar Osmanlı Devletinin yürüttüğü tüm savaşlara asker göndermekle görevlendirildiler.
Osmanlılar tarafından işgal edilen topraklarda halkın durumu ağırlaştı. Arnavutlar iki vergi vermeye mecbur oldular; birini yerel derebeylere diğerini ise Osmanlı Devletine. Bu ağır şartlardan kurtulmak için binlerce Arnavut kırsal alandaki köylerini terk etti. Onlar işgalci rejimin bulunmadığı serbest bölgelere dağlara yerleşti. Osmanlı işgaline karşı ilk olarak Mati ve Debre hükümdarı olan Gjon Kastrioti ayaklandı.
İtalya ve diğer Avrupa devletlerinde Hümanizm ve Rönesans devam ederken Arnavut toprakları Osmanlı işgalinde bulunuyordu. Durs Şkodka Tıvar Prizren Berat ve Leja gibi çok sayıda büyük Arnavut kentleri köye döndü. Drişti Deya Şurlahu ve Spinarica gibi kentler hiçbir zaman ayağa kalkamadı. Kentlerde az sayıda Arnavut kaldı. Bu kentlerde Osmanlı askeri kışlaları kuruldu. Osmanlı askerleri kentlerle beraber kaleleri kiliseleri manastırları ve yüzyıllar boyunca kültür mirası sayılan çok sayıda güzel binaları yıktılar. Çok sayıda tablo ve heykeller yok edildi veya kayboldu. Bunlardan çok az bir kısmı kurtuldu.
1481-1506 yılları arasında Osmanlı işgali sırasında; binlerce Arnavut ailesi vatanlarını terk ettiler. Bunların büyük bir kısmı Güney İtalya'ya yerleşti. Onların büyük bir kısmı evlerine dönecekler diye dillerini ve adetlerini unutmadılar.
26 Ağustos 1830'da Manastır'da önceki suçlarının affedileceği ve hediye dağıtılacağı vaadiyle bir araya getirilen 500 Arnavut derebeyi öldürüldü.
Olaylar Yunan askerlerinin düşündükleri gibi gelişmedi. Gerçekleştirdikleri devlet darbesi Türkiye'nin askeri müdahalesine yol açtı. Türkler Kıbrıs'ın kuzey kısmını işgal edip bir Müslüman hükümet kurdu ve o dönemden sonra ada ikiye bölündü.
1478’de 150 bin kişilik Osmanlı Ordusu yeniden Kruva ve İşkodra'yı işgal etme girişiminde bulundular. II nci Mehmet komutasındaki Osmanlı askerleri iki yıl süren kuşatmanın ardından cephanesiz yiyeceksiz ve içeceksiz kalan Kruva'daki askerleri kaleyi teslim etmeye mecbur ettiler. Sultan teslim olmalarına karşılık kaleyi savunanlara özgürlük ve komşu ülkelere gidebilecekleri vaadinde bulundu ama sözünde durmadı. 16 Haziran’da kaleye giren Osmanlılar tüm erkekleri öldürerek kadın ve kızları köle olarak aldılar.
Osmanlı işgalcileri Arnavutların milli haklarını ihlal eden bir polis devleti rejimi uyguladılar. Vatansever öğretmenleri tutukladılar okulları kapattılar kitap ve gazetelerin basılmasını yasakladılar.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:20 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
MAKEDONYA

İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Yeniçeri ordusu 15 nci yüzyılda kurulmuştur. Başlangıçta bu ordu esir alınmış genç ve sağlam kişilerden oluşuyordu. Daha geç dönemlerde bu ordunun safları “kan vergisi (haracı)” olarak alınan Hristiyan çocuklarıyla dolduruldu.
Reaya adıyla anılan esaret altına alınmış Hristiyan kitleler esas iş gücünü teşkil etmektedir. Bütün köylüler bağımlıdır ve reaya hiçbir imtiyaz hakkına sahip değildir. Sadece ağır yükümlülükleri vardır.
Devlete karşı ana vergiler; haraç hayvan vergisi askerlik vergisi vs. şeklindeydi. En ağır vergi: “kan vergisi” yani devşirmedir. Hristiyanlar yeniçeri askeri birliklerinin doldurulması için küçük ve sağlam çocuklarını vermeye mecbur tutuyorlardı. Kan vergisine karşı direniş çok büyüktür. Hristiyan halk bu şekilde çocuklarını Türkleştirmekten / Müslümanlaştırmaktan kurtarmak için değişik yöntemler kullanmışlardır.
Osmanlı İmparatorluğundaki Hristiyan ahalinin durumu dayanılmazdı.
Zulüm ve terör sıkça görünen vakalardır. İnsanların namusu ve onuruna el uzatılıyordu kadınlar ve kızlar kaçırılıyordu.
Doğu krizi döneminde Bosna-Hersek ve Makedonya’da ayaklanmalar meydana geldiğinde ve Sırbistan-Türkiye savaşı başladığında 1876 yılında; Bulgaristan’da Türklere karşı güçlü bir ayaklanma başladı. Bu ayaklanma “Nisan Ayaklanması” olarak bilinmektedir. Türkler ayaklanmayı bastırmış ve 15 bin masum insanı öldürmüştür.
Ejderhanın (Türklerin) öldürülmesi altyazısı olan Yunan kaynaklı bir karikatürde; Balkan İttifakı olarak: Sırp Yunan Karadağlı ve Bulgar başında kavuğu olan bir ejderhayı öldürürken görülmektedir.
Neguş ayaklanması sonunda; Neguş Kasabası Osmanlı askeri ve başıbozuklar tarafından ele geçirildi ve beş gün acımasız teröre işkencelere ve yağmalamalara maruz kaldı. Bu esnada 1300 erkek öldürüldü ve çok sayıda köy yakıldı ve viran bırakıldı.
Meriç Savaşı’ndan sonra Osmanlılar Makedonya topraklarına kuzeydoğudan ve güneyden saldırmaya başladılar.
Makedonya toprakları birçok derebey küçük devletlere ve knezliklere bölündü. Hükümdarlar arasındaki geçimsizliklerden yararlanan Sultan 1nci Murat büyük bir direnme görmeden birçok Makedon kentini işgal etti. Çok sayıda Makedon askeri esir edilmiş köle pazarlarında satıldı.
Osmanlılar işgal ettikleri topraklarda genç ve sağlıklı çocukları topluyor bunlara İslam dinini kabul ettirdikten sonra özel askeri eğitimden geçiriyorlarmış. Yeniçeri adlı piyade olarak savaşa katıyorlarmış.
Yeniçeri askeri; kan vergisi yoluyla ele geçirilen ve sonradan İslamlaştırılan Hristiyan çocuklarından oluşan askerdir.
Osmanlı işkencecilerine karşı en etkili silahlı halk direnmesi olarak haydutluk hareketi; 19 ncu yüzyılda da gelişme kaydetmiştir.
Nyeguş ayaklanması merhametsizce bastırıldı. Bunun sonucu olarak asker ve başıbozuklar beş gün boyunca şehri harabeye çevirdiler. Soygunculukla ellerine geçenleri alıp cinayetler işlediler. 15 yaşından 65 yaşına kadar 1300 erkek katledildi. Otuz genç Nyeguşlu gelin çocuklarıyla birlikte Osmanlının eline düşmemek için; Nyeguş kentinden geçen Ara***a Irmağının şelalesine atlayarak intihar etti. Birçok köy yakılıp coğrafya haritasından silindi.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:20 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
ROMANYA

İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Çok ciddi bir şekilde geri kalan Güneydoğu Avrupa acımasız bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilmekteydi. Osmanlı İmparatorluğu değişik hakimiyet şekilleriyle birçok halkın hakimi idi: Romenler Sırplar Yunanlılar Bulgarlar.
Bağımsızlık için Osmanlıya ayaklanan Yunanistan elde ettikleri başarıları acılarla ödedi. Türkler tarafından köle olarak satıldılar patrik ve papazlar öldürüldü. Bu zulümler Avrupa kamuoyu tarafından eleştirildi ve Osmanlıya karşı savaşın başlamasına neden oldu.
(Türkler) Hunlardan Tatarlara kadar yaptıkları yıkıcı baskınlarla Roma ve Hristiyan Avrupa için Hristiyanların günahlarına karşı tanrının gönderdiği cezanın sembolü oldular.
Madde 2: “Yüksek Kapı” Valahia’ya iyi niyetle gitmeyen hiçbir Türk’ü affetmeyecektir.
Madde 10: Hiçbir Osmanlı cinsiyeti ne olursa olsun Valahia’da doğmuş olan hiçbir kimseyi köle olarak almayacak Romen topraklarına Müslüman camisi yapılmayacaktır.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:20 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
SIRBİSTAN

İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Osmanlılar'ın işgalinden bahsedilmekte Türklerin Hristiyanlar'dan kafir olarak bahsettikleri ve eşit muamele yapmadıkları Sırpları sömürdükleri baskı altında tuttukları mallarına el koydukları birçok vergiler uyguladıkları; başlangıçta Osmanlıların çok güçlü olmasından dolayı Sırp halkının karşı koyamadığı Osmanlının işgal ettiği yağmaladığı; 16 ncı yüzyılın sonunda Osmanlının ekonomik yapısının bozulmasından sonra şiddet ve yağmacılığın daha da arttığı idari yapıda bozukluklar meydana geldiği; işgal altındaki Sırp halkının ancak hayatını devam ettirebildiği; sosyal kültürel ve ekonomik gelişmenin durduğu; bazı Hristiyanların Müslümanlığı kabul ettiği bunların çoğunlukla göçebe olan Güney Slavlar olduğu ve Bosna-Hersek’te bulundukları Müslüman olduktan sonra bazı adetlerini ve dillerini korudukları fakat dini bağlarla sıkı sıkıya bağlandıkları Osmanlıları destekleyerek kendi ırklarına karşı düşman oldukları ifade edilmektedir.
Türkler paralı piyade (yeniçerileri) oluşturmuşlardır. Yeniçeriler Osmanlılara yenilen milletlerden alınan çocukların askerlik sanatını öğretmeleri ve Müslüman yapılmalarıyla oluşan bir yapılanmaya sahipti. Yeniçerilik Sultanlar tarafından Hristiyanlara yüklenmiş olan Kan Vergisiydi.
Türkler bu iki Sırp'ı keserken orada olan İlija KOLARAC şöyle anlatmıştır: "Cellat Prens Sima'yi keserken boynunu bir vuruşta kesemedi birkaç defa vurdu. Prens yiğitçe “Kes! Allah aşkına...” Kılıcı bekleyen ve bağlanmış olan Yüzbaşı DRAGİÇ bağırdı... O anda başka bir Türk koşup gelmiş ve DRAGİÇ'in kafasını uçurmuştur...."
Vergiler iki katına çıkarılmış Dayılar yükselttikleri bütün Sultan gelirlerine (haraç vergi çubuk gümrük) el atmışlardır. Haraç iki ve üç katına çıkarılıp vergi 15'ten 25-35 grosa yükseltilmiştir.Diğer vergiler de yükseltilmiştir. Bundan başka dayılar subaşıları kendi isteklerine göre yargılamış; halkı dövmüş öldürmüş aşırı vergi almış atları silah ve hoşlandıklarını yağma etmişlerdir.
Kanunsuzluk ve acımasızlıkla dolu olan bu yönetim Belgrad Paşalığında halk ve Türk yöneticileri arasında çarpışmalara sebep olmuştur.
Halkta telaş ve ayaklanma hazırlıkları hisseden Dayılar ayaklanmayı bütün önemli milli önderleri öldürmekle önlemeye karar vermişlerdir. İlk yakalananlar arasında Prens ALEKSA İlija BİRCANİN ve Milovan GRBOVİÇ idiler. Foçalı Mehmet Ağa'nın emriyle Prens ALEKSA ve İlija BİRCANİN 23 Ocak 1804 tarihinde Valjevo şehrinde halkın gözlerinin önünde kesilmişlerdir.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:21 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
ERMENİSTAN

İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Birinci Dünya Savaşı Kafkas Cephesinde Başlangıçta; Türkler büyük başarılar elde ettiler. Orada yaşayan Ermenileri Yunanlıları Asurluları katlettiler...
İlk olarak Osmanlı Ordusundaki Ermenilerin ellerinden silahlarını aldılar ve onları yok ettiler. Ermenilere yolların inşası barikatların kurulması ve yüklerin taşınması gibi en ağır işleri veriyorlardı. Sonra da askerler ya da polis onları ellişerli-yüzerli gruplar halinde götürüp katlediyordu.
İkinci adım; önde gelen Ermenileri (doktor öğretmen din adamı parti üyeleri vs) hapsedip yok etmekti. Ermenileri düşünen beyinlerden mahrum bırakıyorlardı. Ekseriyetle 18-45 yaş arasındaki genç Ermeni erkekleri sürgüne gönderiliyor ve yok ediliyordu. Kadınlar çocuklar ve yaşlılar ise mecburi göçe ve katliama maruz kalıyordu.
Ermeni halkının göç ettirilmesi ve katliamı 1914 sonu ile 1915 ilkbaharı ile başlar. Türk Devleti Ermeni ahalisini Ortadoğu’nun çöllerine sürgün ediyordu. Sürgün süresince Ermenilerin neleri varsa talan ediliyordu. Güzel kadınlar ve kızlar Müslümanların haremine götürülüyordu. Kürtlerin çetelerin polis ve askerlerin saldırılarına maruz kalıyorlardı. Yola devam edemeyenler öldürülüyordu.
Sürgün yerine sürgün edilenlerin %10’u ulaşıyordu; örneğin Trabzon’dan kovulmuş 3000 Ermeniden Halep’e 35 kişi ulaştı. Kalanı öldürüldü ya da açlıktan susuzluktan ve çeşitli hastalıklardan öldü. Güney şehirleri köle pazarlarına dönüşmüştü. Buralarda Ermeniler çok ucuza satılıyordu.
Katliamlardan kurtulmak için çok sayıda Ermeni yurtlarını kendileri terketti. Kasım 1914’ten 1916’ya dek çoğunluğu kadın ve çocuk yüzbinlerce Ermeni Rusya’ya Doğu Ermenistan’a göçtüler. Katliamlar ve sürgün nedeniyle Batı Ermenistan asıl sahibinden yani Ermeniler’den mahrum kaldı. (İstanbul ve İzmir’de yaşayan Ermeniler’in tamamı sürgün edilmedi.)
1915-1918 yılları arsında Jön Türklerin siyaseti soykırım olarak adlandırılmalıdır. Çünkü onların amacı Ermeni Milletinin kökünü kazımaktı. Osmanlı Türkiye’sinde yaşayan 25 milyon Ermeniden 15 milyonu öldürüldü ya da açlıktan çeşitli hastalıklar yüzünden öldü. 200 bin Ermeni zorla Türkleştirildi. Vahşiler imparatorluğun 66 şehir ve 2500 köyünün Ermeni ve Hristiyan halkını yok ettiler. 2350 kilise ve manastır 1500 okul talan edildi ve yıkıldı. Osmanlılar; bankalardaki paralarına onlara ait topraklara çiftliklere menkul ve gayrimenkullere el koydu.
Türkiye tarafından Ermeni sorununun çözümlenmesi amacıyla 1915-1923 yıllarında yapılan Ermeni soykırımının tanınması Ermeni milleti için prensip anlam taşımakladır.
Soykırım olayının tanınmasıyla; Ermeni milletinin toprak taleplerinin ve uğratılan zarar tazminatının tanınması konuları ortaya çıkmaktadır.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:21 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Hayyam
Yönetici
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007
Mesajlar: 10411

Mesaj Alıntıyla Cevap Gönder
GÜRCİSTAN

İlköğretim Tarih Kitaplarında;

Transkafkas sınırında Türklerin egemenliği olduğu sürece Gürcistan’da barış garanti değildi. Davit Ağmaşenebeli komşu kardeş ülkeleri (Ermenistan ve Şarvan’ı) Türklerden kurtarma mücadelesinde teşvik etti. Şarvan için uzun süren savaş 1124 yılında Gürcülerin zaferiyle sonuçlanmıştır.
1124 yılında Ermenilerin başkenti Anisi’nin ileri gelenleri gelip Kral Davit’ten şehirlerini Türklerden kurtarmak üzere yardım istediler. Üç gün süren savaşta Gürcü ve Ermeniler birlikte Anisi’nin Müslümanlarını yendiler.
15 nci yüzyılın sonunda parçlanmış Gürcistan zor durumdaydı. Batıda Gürcistan’ın komşusu çok güçlü ve agresif Osmanlı Devleti oldu. Osmanlılar uzun savaşlar sonrası Gürcistan’ın eski komşusu Bizans’ı feth ettiler. 1453 yılında Konstantinepol’ü ele geçirdiler.
Kuzey ve güney Karadeniz sahillerini de feth ederek Gürcistan sınırlarına dayandılar. Böylece Gürcistan’ın batı ile olan bağları tamamıyla kopmuş Barbar Osmanlı Devleti ile komşu olunmuştur.
Osmanlıların teşviki ile Batı Gürcistan’da esir ticareti (yerel nüfusun yurtdışı pazarlarında özellikle Osmanlı İmparatorluğunda köle olarak satımı) gelişmekteydi.


_________________
Asla anlayamayacağım bir şeyi bulmaya çalışıyorum. Belki de defalarca buldum ama hiç anlamadım. İşte bu ihtimalin verdiği mutlu belirsizlik sanırım en büyük tesellim...

____________________________________________
03 Tem Cum 2009 19:21 Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Önceki mesajları göster:    
Başlığa cevap gönder    Eğlengeç Forum Ana Sayfa » Kütüphane Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki
2. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Geçiş Yap: 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Design by Freestyle XL / Flowers Online.Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.073