 |
 |
 |
 |
 |
| Yazar |
Mesaj |
çaylak
Kayıtlı Üye


Kayıt: 04 Şub 2008 Mesajlar: 287 Konum: ALanya |
|
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI |
|
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
30 Ağustos, Yazın En Sıcağında Özgürlüğün Doruğunda
Sonu gelmez bir savaştı yaşanılan. Askerlerin babası, dedesi ve çocukları kendilerini bildi bileli cepheden cepheye gidiyorlardı. Başta Osmanlı İmparatorluğu’nun mücadelesi olan savaş artık şerefli bir Kuvayı Milliye hareketiydi. Evlerindeki kadınlar, yaşlılar, kahvelerde, camilerde, hasat yerlerinde Mustafa Kemal Paşa’nın Ordusunu anlatıyordu. Direnen, yenilmeyen, ölen geri çekilmeyen. Ama savaşın sonu gelmiyordu. Şimdi yokluk en zor soluklarını veriyor Egeye bakan Anadolu toprakları, sıcakla kurumuş topraklarının şehit kanıyla sulanacağını bilerek üzülüyordu. Ancak yer de, gök de bu dürüst ve evini koruyan orduylaydı. Herkes biliyorduki bu son savaştı. Herşeyin kaderini değiştirecek son savaş. Tarihi soranlar için 30 Ağustos 1922′ydi.
Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal bayramı. Her yıl 30 Ağustos günü yurt çapında törenlerle kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında galibiyetle tamamlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni (Büyük Taaruz) anmak için kutlanan bayramdır. Gerçekte tüm düşman birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra olsa da, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının düşmandan arındığı günü temsil eder.
Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Ankara ve İzmir’de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur. Zafer Bayramı, tüm yurtta törenlerle kutlanır. Devlet erkânı ve bir çok vatandaş, Ankara’da Anıtkabir’i, diğer illerde de anıt ve şehitlikleri ziyaret edip, Mustafa Kemal Atatürk’e, silâh arkadaşlarına ve komutasında savaşmış askerlere şükranlarını sunar. Hemen hemen her yerleşim yerinde, askerî birlikler geçit törenlerine katılır. Ayrıca dış temsilciliklerde de çeşitli kutlamalar yapılır. 30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir.
Afyonkarahisar Üniversitesi güzel bir sayfa yapmış
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
Alıntıdır
YAZAR: SÜLEYMAN SÖNMEZ | 30 Ağu, 2007
_________________ Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır. Samimi ve yasal olmak koşuluyla her düşünceye saygı duyarız.
Mustafa Kemal ATATÜRK
----------------------------------------------------
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
En son çaylak tarafından 30 Ağu Pzr 2009 18:26 tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| 30 Ağu Pzr 2009 18:16 |
|
 |
Hayyam
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007 Mesajlar: 10786
|
|
|
| 30 Ağu Pzr 2009 18:20 |
|
 |
çaylak
Kayıtlı Üye


Kayıt: 04 Şub 2008 Mesajlar: 287 Konum: ALanya |
|
|
|
Bugün yine 30 Ağustos her yıl yaptığımız için önemi eksilmeyen anma ve şerefli bir mücadelenin ülkemizin onur savaşının anılması gereken bir gün.
Savaş eşit şartlarda yapıldığında bile insan kaybı nedeniyle istenmeyen, sevilmeyen, vahşi tabiatlı bir zaman ve mekandır. Ama öyle savaşlar vardır ki savaşmayan, kaçan korkan insanlar binlerce sene lanetle anılır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin güzel önderi Atatürk’e bir gün Mısır devlet başkanı sorar.
-” Ekselans benim milletimin de sizin milletiniz gibi hürriyete ve istiklâle ihtiyacı var. Bunu nasıl temin edebiliriz? Tıpkı sizin Çanakkale Boğaz Savaşında Düvel-i Muazzama Ordusuna karşı kazandığınız zafer gibi bizim de böyle bir ordu ve stratejiye ihtiyacımız var. Bize bu konuda yardım edebilir misiniz?”
Mustafa Kemal:
-” Vatanı için şehit olacak bir buçuk milyon Mısırlı genciniz varsa bu işi yapabiliriz. Bunun haricinde olmaz! ”
-” Maalesef bizim öyle ölecek bir buçuk milyon Mısırlı gencimiz yok.” der Mısır Devlet Başkanı. Mustafa Kemal de şöyle tamamlar konuşmayı:
-” O zaman sizin de hürriyet ve istiklâle hakkınız olamaz.”
Durum bu kadar nettir. Ne elin İngilizi, ne Amerikalısı, ne Fransızı size hürriyet hediye etmez. Bunu nereden biliyoruz? Kurtuluş Savaşı’nda işgal edilen her yerdeki katliamlardan, tecavüzlerden toplu mezarlardan aşağılamalardan ve kültür emparyalizminden.
Alıntıdır
YAZAR: SÜLEYMAN SÖNMEZ | 30 Ağu, 2008
_________________ Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır. Samimi ve yasal olmak koşuluyla her düşünceye saygı duyarız.
Mustafa Kemal ATATÜRK
----------------------------------------------------
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” |
|
| 30 Ağu Pzr 2009 18:24 |
|
 |
mutlukedi
Kayıtlı Üye


Kayıt: 11 Mar 2008 Mesajlar: 7217
|
|
|
|
Başlık taşınmış ve sabitlenmiştir.
_________________ Başklarıyla bağ kurma korkusu mu?...Ben bile korkarım ondan.
Soul / Soul Eater
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
|
|
| 30 Ağu Pzr 2009 19:41 |
|
 |
çaylak
Kayıtlı Üye


Kayıt: 04 Şub 2008 Mesajlar: 287 Konum: ALanya |
|
Bu Yıl 87-nci Yıldönümü ama |
|
30 Ağustos Zaferi'mizi İlk Kez 85 Yıl Önce Kutladık
30 Ağustos Zaferimiz, devlet gündemindeki yoğun olaylar nedeniyle ilk yıl dönümünde kutlanamamıştı.
Bu yıl 87’nci yıldönümünü kutlayacağımız 30 Ağustos zaferimizi ilk kez, 85 yıl önce, zaferin ikinci yıldönümünde kutlamıştık.
1922 yılında kazandığımız zaferimizin birinci yıldönümünde kutlayamayışımızın nedeni, o yılımızın olağanüstü yoğunlukta olaylarla dolu olmasıdır.
1923 yılında Lozan görüşmeleri başlamış, bir süre sonra kesilmişti. Aynı yıl yeni bir seçim yapılmış, TBMM yenilenmiş, Lozan görüşmeleri yeniden başlamış, Lozan Barışı imzalanmış ve TBMM’de onaylanmıştı. İşgal güçleri İstanbul’ terk etmek zorunda bırakılmış, Ankara Başkent olmuş ve Cumhuriyet ilan edilmişti…
Böylesine yoğun geçmesi nedeniyle bu büyük zaferimizin ilk kutlaması ikinci yıldönümünde, tarihimizin en önemli meydan savaşını kazandığımız Dumlupınar’da kutlanmıştı.
Törende, zaferin kahramanı Mehmetçik anılıyor ve kendisine ulusunun minnet ve şükranını simgeleyen “Meçhul Asker Anıtı"nın temeli atılıyordu. Yurdun dört bir yanından gelen kişiler Dumlupınar’da birleşiyorlar, bu büyük zaferimizi bir bayram havasında kutluyorlardı.
Törenler Gazi Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanım’ın “Meçhul Asker Anıtı”nın ilk taşlarını koymaları ile başladı.
Önce Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Dumlupınar zaferinin askeri boyutunu dile getirdi ve şöyle dedi: “Dumlupınar zaferi ile dünyaya bir kere daha kanıtlanmış oldu ki, var olma savaşında yalnız maddi savaş araçları değil, ancak ulusların seçkin nitelikleri, yüksek maneviyatı, ulusal karakteri, kesinlikle zafer kazanmak kararlılık ve iradesi ve bağımsızlık ateşi kesin baskın çıkmayı sağlayabilir.”
Darülfünun, Türk Ocakları ve Öğretmenler Birliği adına yapılan konuşmalardan sonra Yargı ve Barolar adına Muhittin Baba Pars kürsüye çıktı, bugüne de ışık tutan konuşmasının bir bölümünde şöyle dedi: “Dumlupınar yengisi rastgele bir zafer değildir. Bu zaferle Türkiye’yi iki parçaya ayıran çizgi yok edilmiş, Türkiye’nin bir yanında tutsaklık, zulüm ve işkence, adaletsizlik ve kanunsuzluk egemen iken, bu zaferle vatan bir bütün durumuna konulmuş, hak üstün gelerek adalet ve kanun yaygınlaştırılmıştır. Bir gün önce vatanın bir bölümündeki mahkemelerimiz düşman baskısı altında bunalırken, bu zaferle mahkemelerimize hak ettikleri bağımsızlık, yurttaşlara özgürlük, konuşma özgürlüğü verilmiştir. Bugün her yurttaş hakkını savunmada özgür, düşündüğünü yazmakta serbest, adalet ve yasaların kutsal koruyuculuğu altında yaşamaktadır.”
Törende Gazi Mustafa Kemal de bir konuşma yaptı. Onun konuşmasından birkaç bölümü aşağıda yayımlıyoruz:
Yüzyıllardan beri Türkiye’yi yönetenler çok şey düşünmüşlerdir; fakat yalnız bir şeyi düşünmemişlerdir: Türkiye’yi. Bu düşüncesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk ulusunun uğradığı zararları ancak bir yolla giderebiliriz: O da artık Türkiye’de Türkiye’den başka bir şey düşünmemek. Ancak bu anlayışla hareket ederek her türlü esenlik ve mutluluk hedeflerine ulaşabiliriz.
Bizim ulusumuz vatanı için, özgürlüğü ve egemenliği için fedakar bir halktır; bunu kanıtladı. Ulusumuz yaptığı devrimlerin kıskanç savunucusudur da. Benliğinde bu erdemler yerleşmiş bir ulusu yürümekte olduğu doğru yoldan hiçbir kimse, hiçbir kuvvet alıkoyamaz.
Harp, muharebe, sonunda meydan muharebesi yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Ulusların çarpışmasıdır. Meydan muharebesi ulusların bütün maddi, manevi güç ve erdemleriyle ve her türlü araçlarıyla çarpıştığı bir sınav alanıdır. Bu alanda, çarpışan ulusların gerçek kuvvet ve değerleri ölçülür.
…Kendilerine bir ulusun geleceği emanet edilen adamlar, ulusun, kuvvet ve gücünü yalnız ve ancak yine ulusun gerçek ve elde edilebilir çıkarları yolunda kullanmakla yükümlü olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar.
…Gerçek belirince yalan ortadan kalkar. Safsatalar, hurafeler kafalardan çıkmalıdır. Her türlü yükselmeye ve gelişmeye yetenekli olan ulusumuzun toplumsal ve fikri devrim adımlarını kısaltmak isteyen engeller kesinlikle ortadan kaldırılmalıdır.
…Bir ülkeyi zorla ele geçirmek ve işgal etmek o ülkelerin sahiplerine egemen olmak için yeterli değildir. Bir ulusun ruhu zapt olunmadıkça, bir ulusun kararlılığı ve iradesi kırılmadıkça, o ulusa egemen olmanın olanağı yoktur. Oysa yüzyılların doğurmuş olduğu bir ulusal ruha, güçlü ve sürekli bir ulusal iradeye hiçbir güç direnemez.
…Mahkum olmak istemeyen bir ulusu, tutsaklığı altında tutmaya gücü yetecekkadar kuvvetli despotlar artık bu dünya yüzünde kalmamıştır.
…Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş kuruluşlar her yerde yıkılmaya mahkumdurlar.
…30 Ağustos muharebesi Türk tarihinin en önemli dönüm noktasını oluşturur. Ulusal tarihimiz çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk uslunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu ve dünya tarihine yeni akım vermekte kesin etkili bir meydan muharebesi anımsamıyorum.
Gazi Mustafa Kemal, konuşmaları arasında önemli bir yer tutan bu konuşmasının sonunda da gençlere seslenmiş ve şu sözleriyle, Cumhuriyet’i kendilerine emanet ettiğini bildirmiştir:
“Gençler!
Cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık üstünlüklerinin, vatan sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız.
Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.”
Alıntıdır
Kaynak: Bütün Dünya Dergisi Sayı: 2009 / 8
_________________ Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır. Samimi ve yasal olmak koşuluyla her düşünceye saygı duyarız.
Mustafa Kemal ATATÜRK
----------------------------------------------------
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” |
|
| 30 Ağu Pzr 2009 21:54 |
|
 |
çaylak
Kayıtlı Üye


Kayıt: 04 Şub 2008 Mesajlar: 287 Konum: ALanya |
|
|
|
Kurtuluş Savaşı İle İlgili Unsurların Kısa Bir Değerlendirmesi
Her şeyden önce, Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından en iyi şekilde dile getirilen hâkim bir faktöre işaret etmek isterim: “... Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam istiklâl ile sağlanabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlar karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık olamaz... Halbuki; Türk’ün haysiyet, izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır (yeğdir). O halde, ya istiklâl, ya ölüm!”5. Son dört kelime, Millî Mücadele’nin sloganı olarak, bütün ülkeye kısa sürede yayıldı. Ayrıca, bir noktayı daha belirtmeliyim: Türk İstiklâl Savaşı, hazırlıklar bakımından, diğer herhangi bir savaştan farklıdır. Diğer bir deyişle, ulusal stratejinin politik, ekonomik, psikolojik, askerî vb. bütün unsurları, ancak savaşın akışı boyunca düşünülmüş, plânlanmış, geliştirilmiş ve gerçekleştirilmiştir. Bu bakımdan, topyekûn savaş türünde benzersiz bir örnektir.
Bu savaşta stratejik alanda ilk amaç, çok cepheli harekâtı, mümkün olduğu kadar kısa bir sürede, tek cepheli harekâta dönüştürmekti. Bu konuda Türkler, düzenli (muvazzaf) ve düzensiz birliklerin hepsi dahil, bütün birliklerin iç hatlarda manevra esasına göre kullanılmasında zaman ve saha faktörlerinden en iyi biçimde yararlanmak suretiyle, dikkate değer bir yetenek göstermişlerdir. Bu strateji, hiç kuşkusuz, büyük zorlukların yenilmesini zorunlu kılıyordu. Bu bakımdan; ünlü bir stratejistin, Carl von Clausewitz’in şu görüşünü aktarmak isterim: “...Stratejide her şey basittir, fakat o derece kolay değildir...”6. Türklerin savaşla ilgili stratejik uygulamalarında, bütün savaş prensipleri; özellikle, “hedef, manevra, siklet merkezi, kuvvet tasarrufu, taarruz ve baskın”, paylarına düşen önemli rolleri oynamışlardır. Bu hususta Büyük Taarruz, dikkate değer bir örnektir.
Taktik alanda ise, “amaçların eldeki olanaklarla uyumlu olması”, Türkler tarafından göz önünde tutulan başlıca ilke idi. Buna göre; uygulanması mümkün muharebe şekilleri duruma uygun olarak ve ilgili savaş prensiplerinden en iyi biçimde yararlanılarak kullanıldı. Sakarya Muharebesi bu alanda seçkin bir örnektir ve Mustafa Kemal (Atatürk)’in belirttiği gibi, “orada, milletin istiklâl fikri ile (diğer) bir milletin istilâ ve yağma fikri birbiriyle boğuştu”. Bu muharebede, I. Dünya Savaşı’nın hat savunmasının değil; dengeli bir genişlik ve derinliğe dayanan ve karşı taarruza ön plânda yer verilen oynak savunma ile mevzi savunmasının bir karışımı olan çağdaş savunma sisteminin ilk örneklerini görebiliriz. Bu muharebe ile ilgili etkileyici bir değerlendirme olarak, bir Amerikalı yazarın kitabından aldığım kısa bir pasajı sizlere aktarmayı yararlı buluyorum: “Sakarya kıyılarındaki Türk zaferi, Yakın ve Orta Doğu’nun siyasal yüzünü kökünden değiştirmiştir. Batı, 200 yıldan beri yaşlı Osmanlı İmparatorluğu’nu hırpalıyordu. Fakat; Sakarya nehrinde, Türk’ün kendisi ile karşılaşmış ve Türk’e dokunduğu an, tarihin akışı değişmiştir. Tarih, bir gün, Sakarya kıyılarındaki bu pek az bilinen çarpışmanın, çağımızın kesin sonuçlu muharebelerinden biri olduğunu anlayacaktır...”7.
Alıntıdır
_________________ Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır. Samimi ve yasal olmak koşuluyla her düşünceye saygı duyarız.
Mustafa Kemal ATATÜRK
----------------------------------------------------
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” |
|
| 30 Ağu Pzr 2009 23:13 |
|
 |
Hayyam
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007 Mesajlar: 10786
|
|
|
| 30 Ağu Pzr 2009 23:14 |
|
 |
çaylak
Kayıtlı Üye


Kayıt: 04 Şub 2008 Mesajlar: 287 Konum: ALanya |
|
|
|
Ulusumuz, bağımsızlığını elde etmek ve yurt bütünlüğünü korumak için giriştiği milli mücadeleyle gelinen son noktada aldığı zaferle kendi kaderini yazmıştır. Bu zaferle halk egemenliğine dayalı yeni bir devletin temelleri atılmıştır.
Bağımsızlığımızın ve kişisel özgürlüğümüzün oluşunu bu zaferi kazananlara borçluyuz. Yükümlülüklerimizi yerine getirmek mecburiyetinde olan, Atatürk’ün izinde yol alan bizlerin ve tüm ulusun 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.
_________________ Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır. Samimi ve yasal olmak koşuluyla her düşünceye saygı duyarız.
Mustafa Kemal ATATÜRK
----------------------------------------------------
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” |
|
| 31 Ağu Pts 2009 01:37 |
|
 |
Hayyam
Yönetici


Kayıt: 09 Ksm 2007 Mesajlar: 10786
|
|
|
| 31 Ağu Pts 2009 02:04 |
|
 |
ghostgirl
Kayıtlı Üye


Kayıt: 09 Ağu 2008 Mesajlar: 3228 Konum: bu dünyadan değil :) |
|
|
|
Caylak bu çok güzel konu için sağol.Alıntılar ve senin yazdığın çok güzeldi.Ben de 30 Ağustos Zafer Bayramımızı, tüm kalbimle kutluyorum.Atatürk'ün izinde, her daim yürüyeceğimize and içiyorum.
|
|
| 31 Ağu Pts 2009 20:43 |
|
 |
superben
Yönetici


Kayıt: 08 Ağu 2008 Mesajlar: 7195 Konum: Beyazıt |
|
|
| 01 Eyl Sal 2009 14:15 |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
 |
 |
 |
|